Belki de Yayınlanmış Public Monday, 19 March 2007 İlker Aslan |
| | | | İnsanlar bilmeli artık, anlayabilmeli hayatın cilvelerini. Sandıkları kadar uzun, sandıkları kadar kolay olmadığını anlayabilmeliler. Hayat kısa… Ama yaşanacak, yapılacak çok şey var. İçimizde kopan ne fırtınalar var aslında… Peki biz o fırtınaları bir nebze olsun dindirebiliyor muyuz? | | Devamını oku... | | Öyle bir zaman ki yaşanılan; ne teneffüs edebileceğin temiz bir havası var, ne dalıp gidebileceğin bir deniz… Ne de başını gömüp doyasıya ağlayabileceğin bir kucak… Öyle bir zaman ki yaşanılan; ne oğlunun babaya, ne öğrencinin öğretmene, ne dostun dosta güveni var… Nasıl bir zamansa yaşanılan insanın insana saygısı yok bırakın sevgiyi bir kenara. Zaten kenarlarda kalmaya alışık bir duygudur o!.. | | Devamını oku... | | Ayrılıklar çok zor. Yaşadığın güzellikleri sona erdiriyor bir süreliğine veya tamamen. Kısa süren ayrılıklar bir nebze olsun rahatlatıyor seni çünkü yenilenme ümidi kalıyor ayrıldığın yerde. Tamamen bitmemesi mutlu etse de seni ayrılık vakti gelince için için üzülüyor, ağlamamak için zor tutuyorsun kendini. Belki ayırdığı içindir bilmem testereleri ayrılığa benzetirim hep. Kesince bir ağacı ortadan ikiye ya da bir demir parçasını bazen; hemen ayrılık gelir aklıma. | | Devamını oku... | | Bu, bir sıfır üç serenadı. İşte sen yoksun!.. Sen yoksun sıfır üçlerde bu gece. Belediye Parkına giriş başlıyor ilk sensiz. Adımların harmandalısı başlıyor. Çamların kokusu, güllerin karanfillerin dalga dalga kokusu yayılıyor. Kanepelere oturunca bir türkü tutturası geliyor insanın, şöyle en içlisinden, en tatlısından bir türkü... Bir yalnızlık, bir mutsuzluk şarabı içesi geliyor en yıllanmışından... Sarhoş olmak istiyorum. Sana varmak istiyorum bu gece. Oysa sen yoksun. Sen yoksun işte. | | Devamını oku... | | | Sırlar anlatmaya çekinir kendini | | | Kendimi mutlu hisseder, olması gereken gibi değil de olduğu gibi yaşamaya çalışırdım. İnanmak o kadar zor gelmezse saçma şeyler bile gerçek olabilirdi benim için. Ama yinede bir şeylere karşı gelmek için uğraşır kendimi kayıtsız bırakmamaya çalışırdım. Çözümün gelmediği dakikalarda artık onun kazandığını istemeden de olsa kabullenir ona karşı ayakta durabilmek için başka bambaşka çözümler aramaya başlardım. Ama kendimi ondan saklayacak güveni yaşayamazdım. | | Devamını oku... | | Çömeldiği yerde, çenesine sardığı ellerini indirdi, toprağın üzerine serdi. Elleri toprakla birdi şimdi. Toprak kadar kurak, toprak kadar kıraç, toprak kadar çatlak olan ellerine öyle baka kaldı. Aradan ne kadar süre geçtiğini, kendisinin de bilemediği bir an sonra, ta beyninin içinden kopup gelen bir gümbürtü ile sarsıldı. Doğrulmaya çalıştı, doğrulamadı. Çözemediği, engel olamadığı bu gümbürtü, sarsıntılı bir sızı halinde şimdi şakaklarını zonklatıyor, başından aşağılara doğru akarken, kendisine büyük bir ıstırap veriyordu. | | Devamını oku... | | | MGD; Marmaris Gazeteciler Derneği | | | Bir güç birliği. Demokratik sosyal yaşamın DÖRDÜNCÜ GÜCÜ diyoruz. Üyelerinin özverili katkıları ile oluşan bu birliktelik, iletişim ağının vazgeçilmez bir KALESİDİR. Biz üyeleri de bu kalenin taşlarıyız. Ne denli uyumla örebilirsek duvarlarını dayanıklılığımız da o kadar güvenli ve sağlam kalacak bir kale. Kimimiz temelde, kimimiz burçlarda yer almakla bu dokuyu oluşturmakla sorumluyuz. Ancak hepimiz bir harmoni içinde birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olduğumuz sürece de bu güven zinciri toplum içindeki saygınlığımızı da sürekli kılar. | | Devamını oku... | | | Tarihi varlığın tarihselciliği | | | Yıllar önce Amerikalı Fukuyarna'nın "Tarihin Sonu" kitabı dünya çapında yankılar yapmışa. Başı belli olmayan bu serüven JL nasıl sona ereri Tarihin sonu, insan türünün de sona ermesi demek değil mi? Geçmişle ilgili bilgilerimizin, varlık bilincimizin kaynağı olan tarih sona erebilir mi? Gerçi yazarın gündeme getirip tartıştığı sorular bunlar değildi ama yankılar ve çoğu karşı görüşler bu düzeylerde kaldı. 11 Eylül 2001 saldırısından sonra gündeme gelen "Medeniyetler Çatışması" tezi dünyaya rahat bir nefes aldırdı. | | Devamını oku... | | Korkularımı hırçın dalgalara bıraktı gönlüm, yalnızlıklarımı karanlık bir buluta. Hasretlerim gün yüzü gibi ortada kaldı sana gönderdiğim ürkek kanaryanın kanatlarında. Anılarımdan uzun mektuplar yazdım her defasında adınla başlayıp sana duyurmaya çalışarak okuduğum. Umutlarımdan köprüler yaptım hep sonunda beni özlemle beklediğin sımsıcak kollarına. Beklemekten vazgeçti karanfillerim gözyaşlarım yetmedi onları sulamaya. Sevdam kocaman yapraklı büyük ağaçların gölgesinde çaresizce düşen bir yaprak misali soldu. | | Devamını oku... | | Sizler geleceğin en güçlü ve etkin kalemleri olacağınızı bu genç yaşınızda ispatlamış konumdasınız. Bu gerçek. Bu özgüveni sizlere aşılayan aile üye ve öğretmenlerinizi kutlamak istiyoruz. Doğru yönlendirme, ışığı hedef gösterme de deyebileceğimiz bu yolda gösterdiğiniz atılım ise sizlerin başarısı. İlgi-duyarlık tabanında gelişen bu girişime ÖZGÜVEN diyoruz. | | Devamını oku... | | 15 günde bir yayınlanan Marmaris Kültür Dergisi Yedinci sayısıyla karşınızda. Kapağında Marmaris'te yaşayan yabancı fotoğraf sanatçısı Lee Trist'in fotoğrafı bulunan bu sayımızda; Kaya Güvenç'in “MGD –Marmaris Gazeteciler Derneği” başlıklı yazısını, Behiye ( Günnaz ) Can'ın “Dünden Bugüne TURUNÇ” yazısını, Ustalara Saygı bölümümüzde ise ünlü gazeteci -yazar Uğur Mumcunun hayat hikayesini sizinle paylaşmak istedik. | | Devamını oku... | |
| |
|